FacebookRSSTwitterYouTubeGoogle+

Discovery Sport İzlanda'da

04 Ocak 2015 20:28
Discovery Sport İzlanda'da
Tweet It! Facebook

“İzlanda Kışı’na, en şiddetli kar fırtınalarına, Land Rover’ın en iddialısını, yeni Discovery Sport’u en zorlu şartlarda kullanmaya gittik!..”

Norveç ve Grönland’ın tam arasında, kuzeyinde Arktik güneyinde ise Atlantik Okyanusu olan, 100 bin metrekare yüzölçümü ve 6 bin kilometre kıyıları, 30’u halen faal 200’den fazla volkanı olan, dünyanın en ilginç adalarından birisi… Kışın sert ikliminin düm düz ettiği lav ovalarındaki jökül denilen buz kubbeleri ve devasa buzulları, krater gölleri, çağlayanlı ırmakları ve elbette gayzerleriyle müthiş bir doğa güzelliğine sahip olan İzlanda’da sıcak su kaynakları sayesinde ısınma ve elektrik enerjisi derdi yok!..

Land Rover da, kendi iddialarına göre, bugüne kadar ürettikleri en yüksek kabiliyetlere sahip aracının ilk test sürüşleri için bu vahşi adayı seçmişti…

Başkent Reykjavik’e bile yakın olmayan havaalanından dağlık alandaki bir jeotermal enerji istasyonunun yanındaki bir macera oteline doğru karanlıkta yola çıkıyoruz… Hava sıcaklığı, o anda -14 derece idi, fakat hissedilen sanki -25 derece idi… Dondurucu soğuk, irtifa aldıkça yolun tümüyle buza dönmesi ve saat akşam olmamasına rağmen kışın 11:30’te gelen ve 15:30’da giden güneş nedeniyle zifiri karanlık içinde Discovery ailesinin yeni modeli Sport ile ilerlemeye başlıyoruz…

Dağlara tırmandıkça zemindeki pudra gibi ince karı havalandırmaya başlıyoruz… Bu arada kabin içinde ne bir dış ses duyuluyor, ne de çekiş kontrol sistemlerinde “alarm” ışıkları görünüyordu…

Orta Sınıf otomobil büyüklüğüne rağmen kabin içinde 7 kişilik koltuk imkanı, çok sayıda eşya koyma ve saklama alan ve gözleri olan yeni Discovery ailesinin en küçüğü Sport, modern tasarımının kabin içinde de fonksiyonellik olarak devam ettirilmiş olmasıyla, bizlere öncelikle bu yeni Land Rover’ın günlük kullanım için ne kadar uygun olabileceğini düşündürdü!.. Dışardan küçük, içerden ise oldukça büyük bir araçmış gibi duran Discovery Sport’un gerçek doğada, sık ağaçlı ormanlarda bile engellere takılmadan ilerleyebileceği akla geliyordu. Şehir içi kullanımda da küçük binek otomobillerin alanlarına bile sığabileceği ortadaydı…

İlk akşam sürüşüne geri dönersek, Terrain Response sisteminin karlı zemine göre ayarlanmış olmasıyla, virajlardaki siyah buzu bile sıfır hata yaparak aşan Discovery Sport, çok kollu yepyeni arka aks suspansiyonuyla kuru asfalt üzerindeki hızlara yaklaşmanıza bile izin veriyordu… Bu arada daha yavaş giderken, Land Rover’ın yepyeni bilgi ve eğlence sistemindeki InControl uygulamalarını kurcalarken, aracın detaylarına da daha yakından bakma şansımız oldu… Hızımız düştüğünde start öncesi sunumdaki SUV segmentinde bir ilk olan “yaya hava yastığı” tekniğinin böyle yüksek burunlu bir araçta nasıl faydalı olacağını tartışıyorduk…

Büyük ön camı ve isteğe bağlı satın alınabilen devasa panorama cam tavanıyla kabin içi refahlık, uzatılmış platformunu aldığı Range Rover Evoque’tan kesinlikle çok daha yüksek!..

4.50 m uzunluk, 2.17 m genişliğe sahip hafifçe köşeli gövdeli diyebileceğimiz Discovery Sport, aracın etrafını 360 derece gösterebilen kamera sistemi ve park yardım asistanı, dört ayrı yerdeki 12 Volt’luk priz, 6 USB şarj noktası gibi elektrik ve elektronik özelliklerinin yanında deri kaplı anatomik koltuklar üzerinde her anlamda rahat edebilmenizi istiyor… 

Discovery Sport’un 829 litrelik bagaj hacmi, opsiyonel üçüncü sıra koltuklar zeminden kaldırıldığında yani 7 kişilik düzen oluşturulduğunda 194 litreye kadar daralıyor… Fakat, öndekiler hariç diğer tüm koltukları yatırıp düz zeminli bir alan oluşturursanız, yükleme kapasiteniz 1.698 litreye çıkarılabiliyor!..

Discovery Sport’un çok yüksek materyal kalitesine sahip tüm kabin içi detayları arasında en keyifli özelliğinin, akıllı telefonlardaki tüm özelliklerin basitçe kullanılabildiği Land Rover’ın kendi patenti olan InControl uygulamaları ve bunları kontrol edebildiğiniz 8 inç ekranlı dokunmatik ekran olduğunu da hatırlatalım…

Yüksek mukavemetli çelik ve aluminyumdan yapılmış burulma direnci aşırı yüksek gövdesinin sağlam ve dayanıklı sıfatlarının yanında getirdi yegane negatif değer, aracın boşken bile 1.841 kg ağırlığında olması!.. Yüksek donanımının da hafiflemeyi engellemiş olduğunu tahmin ediyoruz… Fakat, ölçülerine göre akslarına yüksek yük veren Discovery Sport, 734 kg’a kadar taşıma kabiliyetine de sahip. Benzinli Si4 motorlarının bile bu toplamda 2.5 tona çıkabilen maksimum ağırlığı ve hatta arkasında 2 tonluk çeki kapasitesini rahat rahat kaldırabilmesi ise, klasik Land Rover performansı!.. Hatta 420 Nm maksimum torklu 190 HP’lik 2.2 SD4 dizel seçenekte bu “iş”in çocuk oyuncağına döndüğünü de belirtelim!.. Aslında, şehirlerde yaşayanların kaçı, bu motorları 4.5 tona kadar zorlar, o da ayrı bir soru?!.. “Şehirli”lerin bu araçta yakıt tüketimi ve maksimum hızla daha çok ilgileneceklerine eminiz!.. O sebeple de, Türkiye’de yüksek ek vergiler söz konusu olacağından 4 silindirli 2.0 litrelik benzinli motorun 240 beygir gücüne daha fazla talep olacağına inanıyoruz…

0-100 km/h hızlanmasını 8.2 saniyede gerçekleştiren “benzinli” Discovery Sport, 100 km’de 8.3 litrelik tüketimi ve 199 km/h maksimum hızıyla, binek otomobillerin dinamizmini sunuyor. Vites değişimlerini kesinlikle hissettirmeyen 9 ileri otomatik şanzımanı, çok uğraşılmış izolasyon sayesinde zor duyulan motor hırıltısı, bizlere bir Range Rover içinde olduğumuzu bile düşündürüyordu… Sport modu seçtiğinizde belki biraz daha seri bir tepki bekleseniz de, sürekli dört çeker olmanın kavrama gücü ve en yeni nesil 5 kademeli Terrain Response sisteminin kaygan zeminde kusursuz çalışması yüzünüzü gülümsetiyor!.. Bu benzinlinin 340 Nm’lik maksimum torkunun buz üstünde biraz fazla geleceğinden korkarken, elektrikli servo direksiyonun müthiş hassasiyetiyle aracı milimetrik kontrol edebilmeniz ve adaptif MagneRide amortisör sisteminin zemin koşullarına göre anlık sertlik ve yumuşaklığa geçişi, Discovery Sport’un kullanımındaki tüm stresi ortadan kaldırıyor ve o zor koşullarda bile doğrudan konfor yaşatıyor!.. Yol bozukluklarının, derin çukurların bile “ütülenmiş” olduğunu hissetmeniz ise, bambaşka bir keyif!..

Gece Aurora Borealis yani Kuzey Işıklarını izleyebildiğimiz açık hava, ertesi sabah bir anda kutup fırtınasına döndü… Saatte 200 km/h hızla esen kuzey rüzgarı, karı tipiye çevirdi… Araçların kapılarını bile açamaz halde, önde özel donanımlı Defender’ları takip ederek, savrulan buz parçacalıkları arasında ilerlemeye başladık… Nesjavellir’deki Tihngvallavatn Gölü kıyılarından İzlanda’nın volkanik milli parkı Thingvellir’e, Kaldidalur Vadisi’nden Balina Fiyordları’na doğru birkaç metre önümüzdeki aracı bile zor görüp ilerlerken, 60 cm derinliğindeki ırmak ve şelale üstü geçişlerini bile ihmal etmeyen Land Rover’cıların özgüvenlerine hayran kaldık… Discovery Sport’un tüm kabiliyetlerine o kadar güveniyor olmalarına, yoldan çıkan bazı araçların kendi başlarına kar havuzlarından kurtulmalarını, şiddetli fırtınada yere en sağlam şekilde basmalarını gördükçe bizler de inandık!.. Özellikle o şartlara rağmen derin su geçişlerinde Wade Sensing sisteminin nasıl çalıştığını göstermedeki ısrarları, bu Discovery Sport’un bildiğimiz tüm Land Rover arazi kabiliyetlerinin üzerinde üretilmiş en yüksek OffRoad kapasitesine sahip olduğu iddiasını kanıtlamak için olmalıydı!.. 4x4 dünyasının en ciddi seçeneği olacak olan Discovery Sport’un Defender’lardan bile daha kabiliyetli olduğu, bizlere önce söylendiğinde çok şaşırmıştık… Fakat, bu “çılgın” sürüşün ardından ne demek istediklerini çok iyi anlamış olduk…

Reykjavik’e doğru güney kıyılarını takip ederek dönerken rüzgar bizleri adeta okyanusun karanlığına doğru ittiriyordu… Fakat, dağlarda oluşan güvenle, buzla kaplı olsa bile yine de normal sayılabilecek yol üstünde hızımızı bile arttırdık… İzlanda’nın başkentine yaklaştığımızda araç ve yaya trafiği başladığında ise, güvenimiz yine devam ediyordu… Çünkü, 24 ila 48 km/h hızlar arasında bir kaza yapacak olursanız, 60 milisaniye içinde ön cam hizasında yayaların yaralanmasını engelleyen dev bir hava yastığı açılabilirdi!.. İngiliz mühendislerin ilk kez bir SUV’ye yerleştirdikleri bu yaya-airbag’inin nasıl açıldığını görmedik, fakat, açılabildiğini bilmek bile, sürücünün içini rahatlatıyor!..

Aynı şekilde; şehirde yaşayanların belki hiç kullanmayacakları maksimum OffRoad özellikleri için Land Rover’ları tercih etmeleri gibi!..

Land Rover, tasarımından tüm teknik özelliklerine Range Rover Evoque’u sollayan Discovery Sport’u ortaya çıkarırken, Evoque satışlarının önünü kesebileceğini de düşünmüş müdür, acaba?.. İzlanda’da bizlerle birlikte olan Jaguar Land Rover CEO’su Dr. Ralf Speth, stil ve fonksiyon arasındaki fark ile tercihlerin ayrışacağını söylüyor. Biz ise, Discovery Sport’tan sonra Evoque’un Türkiye’de unutulabileceğini düşünüyoruz!..

*Discovery Sport izlenimimiz, Aralık 2014 son Auto Show dergisinde ve Ocak 2015 ilk FAST&BOLD programında da yayınlandı...

Etiketler: Land Rover Discovery Sport British OffRoad Blizzard snow ice frozen freeze Iceland discover 4x4 MagneRide Aurora Borealis arctic arktik kutup wade messing terrain response ingenium InControl Apps kar dondurucu soğuk

diğer haberlerden

Haber BaşlığıTarih

Büyük elektrikli Lüks EQS

Yolların "0'dan elektrikli" hazırlanan ilk büyük lüks sedanı, 770 km menzilli arkadan itişli EQS 450+ 245kW 333HP 568Nm ve EQS 580 4matic 385kW 524HP 855Nm ile #eATS sistemi enerjisini 107,8kWh’lik bataryasından çekecek... 200kW ile şarj etme imkanı, 15 dakikada 300km ekstra menzil, 22kW AC ev şarj imkanının yanında 396V’la çalışan EQS580 4,3 saniyede 100’e çıkıyor.

Seksi Japon Üstsüzü Lexus LC500

Lexus LC500 Convertible, sevdiğimiz ve vazgeçmek istemediğimiz klasik tekniğe sahip 5 litrelik V8 motoruyla 5 saniyede 0'dan 100 km/h’ye çıkan hızlı ve büyük bir "üstsüz"... Ve, Japonların en lüks konfor anlayışının nasıl bir seviyede olduğunun da örneği...

Ekspresyonist Zenvo TSR-S

Bu sefer de Sizlere çok özel bir otomobilden bahsetmek istiyoruz... Yılda sadece 5 tane üretilen 1.194 HP’lik ortadan motorlu Danimarka tasarım ve mühendisliğindeki eşsiz HyperCar, aynı ülkeden ikinci kişiye satılmıyor!..

Aristokrat Rolls-Royce Dawn

Adeta tekerler üzerinde ultra lüks bir tekne, yeni nesil “tycoon” genç işadamlarının favorisi, dünyanın en başarılı isimlerinin otomobil sembolü Corniche geleneğini sürdüren Rolls-Royce Dawn ...

Aston Martin V12 Speedster

Geçmiş, günümüz ve gelecek, nasıl bir araya getirilir?.. Q by Aston Martin’in sıra dışı bir tasarım, mühendislik ve sanatçı el işçiliğiyle mi?..

Hibrit McLaren Artura

İngiltere'de içten yanmalı motorların yasaklanmasına doğru İngiliz markalar teker teker tümüyle elektrikliye geçeceklerini açıklıyorlar... Hatta, en egzotik SuperSport markalar bile... Belki de bu sebeple; V8 motorlara veda etmek üzere olan McLaren’den de, adı “Art” ve "Futura"dan yaratılmış, geleceğin otomotiv sanatı iddiasında V6 hibrit motorlu bir "yeşil" seçenek hazırladı...

Tam Elektrikli Lexus'lara Doğru

Premium markalardan hiçbiri hibrit yapmazken bile ısrarla %100 Hybrid seçeneklerini tüm dünyaya kabul ettiren Japon iddiası Lexus, şimdi tam elektrikli serisine de başlıyor... Toyota'nın e-TNGA platformu üzerinde akıllı direksiyon ve dört çeker sistemleriyle donanmış LF-Z konsepti 600 km menzilli kapasitesiyle, geleceğin elektrikli Japonlarının en lüksü olarak gösterildi.

2021 Ford GT

Orijinali 1964, “replika”sı 2004 ve üçüncü nesli 2016’da gösterilmiş Ford GT’nin 2021 hali, yine oyunu yükseltiyor!..